24 Kasım 2010 Çarşamba

Ardahan Tarihi eseleri

Ardahan Cami ve Mescitleri


Müderris İbrahim Efendi Camisi (Merkez)


Ardahan Halil Efendi Mahallesi’nde, Ardahan Kalesi’nin 100 m. kuzeybatısında bulunan Müderris İbrahim Efendi Camisi, Müderris İbrahim Efendi tarafından 1710 yılında yaptırılmıştır.

Ardahan’ın en eski camilerinden olan bu yapı dikdörtgen planlı olup, kesme taştan yapılmıştır. İç mekan batı duvarında ve güneybatı köşesindeki mazgal tabir edilen pencereler ile aydınlatılmıştır. Bu tür mazgal pencereler Doğu Anadolu’daki bir çok taş yapıda görüldüğü gibi dıştan içeriye doğru genişleyerek hem aydınlanmayı hem de ısı kaybının azalmasına yardımcı olmaktadır. Cami içerisindeki kitabelerden 1897 yılında onarım gördüğü ve içerisinin sıvandığı anlaşılmaktadır.

Caminin minber ve mihrabının mimari yönden bir özelliği bulunmamaktadır. Cami günümüzde orijinalliğinden uzaklaşmış olup, terk edilmiş durumdadır.


Mevlid Efendi Camisi (Merkez)

Ardahan Halil Efendi Mahallesi’nde, Ardahan Kalesi’nin yaklaşık 150-200 m. doğusundadır. Giriş kapısı üzerindeki kitabesinden 1701 tarihinde Mevlid Efendi tarafından yapıldığı öğrenilmektedir.

Taş duvarlı yapının gövde duvarlarının yarısından fazlası ve üst örtüsü yakın tarihlerde yenilenmiştir. Orijinalliğinden uzaklaşmış olan yapının kuzeybatı köşesinde kare bir kaide üzerine silindirik gövdeli, tek şerefeli minaresi yapılan onarım sırasında eklenmiştir.

Caminin avlusunda Arap (Yanık) Camisi’nden getirilen 1871 tarihli, Hacı Halil Ağa’nın yaptırmış olduğu bir çeşme taşı bulunmaktadır.


Arap (Yanık) Camisi (Merkez)

Ardahan Halil Efendi Mahallesi’nde, Ardahan Kalesi yakınlarındadır. Ne zaman ve kim tarafından yaptırıldığı kesinlik kazanamamıştır.

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda, ardından Ermeni işgali sırasında harap olmuş ve yapı bütün özelliğini kaybetmiştir. Tarihi kaynaklardan 1915 yılına kadar ayakta olduğu öğrenilen bu cami içerisinde namaz kılan Müslüman cemaatin Ermeniler tarafından yakılmasından ötürü halk arasında “Yanık Cami” olarak anılmaktadır.


Derviş Bey Camisi (Merkez)

Ardahan Kalesinin güneybatısında, Alabalık Deresi yakınında bulunan Derviş Bey Camisinin, kitabesinden 1868 yılında Derviş Bey tarafından yaptırıldığı öğrenilmektedir.

Kare planlı,düzgün kesme taştan, ahşap tavanlı caminin önüne geç devirlerde iki katlı bir son cemaat yeri eklenmiştir. İbadet mekanının kuzeyinde ikisi serbest, ikisi de duvara bitişik olmak üzere dört sütunun taşıdığı bir kadınlar mahfili bulunmaktadır. Caminin içerisi sekiz pencere ile aydınlatılmaktadır. Mihrabının mimari yönden bir özelliği yoktur. Ahşap minber ise XIX.yüzyıl batı etkili bezeme ile süslenmiştir.


Ölçek Köyü Camisi (Merkez)

Ardahan’ın 15 km. doğusundaki Ölçek Köyü’nde bulunan bu cami 1895 yılında yaptırılmıştır. Kitabesi günümüze gelmediğinden banisinin ismi bilinmemektedir.

Dikdörtgen planlı caminin önüne kapalı bir son cemaat yeri eklenmiştir. İbadet mekanı dört ahşap sütunun taşıdığı kırma bir çatı ile örtülmüştür. Kuzey yönündeki ahşap sütunların taşıdığı kadınlar mahfilinin korkulukları, sütun başlıkları ahşap işçiliği yönünden son derece önemlidir. İç mekan beş pencere ile aydınlatılmıştır. İbadet mekanı içten kubbe ile örtülüdür.

Caminin kuzeydoğu ve kuzeybatı köşelerine iki minare eklenmiştir. Kuzeydoğu köşesindeki minare ahşaptan yapılmış orijinal minaredir. Diğer minare caminin son onarımı sırasında taştan yapılmıştır.Biri ahşap, diğeri taştan olan iki minare camiye uyumsuz bir görüntü vermektedir. Caminin önünde bir mezar ve doğusunda da bir haziresi bulunmaktadır.


Dedeşen Köyü Camisi (Göle)



Ardahan Göle İlçesinin Dedeşen Köyü’nde bulunan bu caminin ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Mimari üslubundan ötürü XV.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Osmanlı döneminde Dedeşen Köyü’nde cami, türbe ve çeşme gibi yapıların bulunduğu göz önüne alınacak olunursa XV.yüzyıl Osmanlı eseri olduğu tahmin edilmektedir. Yavuz Sultan Selim’in 1514 yılında Çaldıran Seferinden dönerken burada konakladığı söylenmektedir. Yöre halkı arasındaki yaygın bir söylentiye göre Yavuz Sultan Selim konakladığı bu köyde; Şeyh Ahmed’in ikramından memnun kalmış ve beğenisini “Dede Şen Olasın” diyerek ifade etmiştir. Bu olaydan sonra köyün adı Dedeşen olarak tanınmıştır.

Dedeşen Köyü’nde Osmanlı döneminde cami ile birlikte türbe, çeşme, hamam ve medrese yapılmıştı. Bunlardan cami, türbe ve çeşme günümüze ulaşabilmiş, harap haldeki hamam samanlık olarak kullanılmaktadır. Medreseden ise hiçbir kalıntı bulunmamaktadır.

Cami tek kubbeli Osmanlı üslubunda yapılmıştır. Kare kaideli kesme taştan caminin önünde bir de son cemaat yeri olduğu, konsol, sütun kaidesi ve sütun gövdesi gibi kalıntılardan anlaşılmaktadır. Batıdan içerisine girilen caminin üzeri pandantiflere dayanan bir kubbe ile örtülüdür. İç mekandaki mihrap ve minberin sanat tarihi yönünden bir özelliği yoktur. İç mekanın kuzeybatı köşesinde orijinal minareye ait merdiven bulunmaktadır. Bu merdivenden bugün kadınlar mahfiline çıkış sağlanmaktadır. Batıdaki girişin soluna 1993 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından silindirik gövdeli ve tek şerefeli bir minare eklenmiştir.

Caminin yanındaki hazirede XVIII.-XIX.yüzyıla ait tarih ve sanat tarihi yönünden önemli mezar taşları bulunmaktadır.


Merkez Camisi (Posof)

Posof ilçe merkezinde eğimli bir arazide bulunan Merkez Camisi’nin giriş kapısı üzerindeki yeni harflerle yazılmış kitabesine göre 1883 tarihinde yapılmıştır. Caminin banisinin ismi bilinmemektedir.

Kareye yakın dikdörtgen planlı olan bu cami, yapılan onarımlar nedeniyle orijinal durumundan oldukça uzaklaşmıştır. Bu onarımlar sırasında caminin önüne basit bir son cemaat yeri ile minare eklenmiştir. İç mekan altı pencere ile aydınlatılmış olup, minber ve mihrabı herhangi bir mimari özellik taşımamaktadır. Çevresindeki hazirede XIX.yüzyıla tarihlenen mezar taşları bulunmaktadır.

Ardahan Tanıtım -Ardahan tatil rehberi

Ardahan, tarihi ve doğal güzelliklerinin yanısıra, elverişli koşulları nedeniyle, adeta bir kış turizmi cennetidir. İl merkezine 12 km. uzaklıktaki Yalnızçam Köyü-Uğurludağ mevkiindeki ve Projesinde golf sahası da bulunan Yalnızçam Uğurludağ Kayak ve Turizm Merkezi’nde ilk etapta mekanik tesisler ile Çeşner mevkiinde günübirlik sosyal tesislerin yapımı tamamlanmıştır.
Ardahan ve çevresi tarihin en eski dönemlerinden beri çeşitli uygarlıklarca iskan olunmuş önemli bir yöremizdir. Urartu, Med, Pers, Roma, Sasani, Selçuklu, İlhanlı, Karakoyunlu, Akkoyunlu, Safavi ve Osmanlı uygarlıklarına ev sahipliği yapan yörede birçok tarihi eser ve kalıntı bulunmaktadır. İl genelinde Urartu Kalelerinin özelliklerini andıran kaleler, bu yörede yaşamış gayrimüslim tebaanın yaptığı küçük şapel niteliğinde kiliseler, tarihi camiler, Ardahan ve çevresine özgü mimari özellikleri*ne sahip evler, hamamlar, çeşmeler, çeşitli dönemlerin izlerini taşıyan heykel ve figürler bulunmaktadır.



Ardahan Kalesi: Şehir merkezinin kuzeyindeki Halil Efendi mahallesi ile, şehir merkezini birbirinden ayıran Kura Nehri’nin hemen sol kıyısında bulunmaktadır. Tarihi oldukça eskilere dayanan ilk inşa evresi kesin olarak bilinmeyen Ardahan Kalesi’nin, Selçuklular tarafından yapıldığı ve Osmanlılar döneminde de sürekli olarak kullanıldığı bilinmektedir.
Kalenin inşasında mimari açıdan dikdörtgen bir plan düzeni esas alınmıştır. Klasik Osmanlı hisarları görünümündeki kalenin, ana girişi batıdandır ve giriş kapısının eyvan tarzında yüksek bir kemeri bulunmaktadır. Giriş kapısının üzerinde 963 H. tarihli bir inşa kitabesi vardır. Dikdörtgen plan oluşturan sur duvarları baştan başa kare tabanlı ve çokgen planlı çok sayıda kule ile desteklenmiştir. Kale içerisinde bir mescit ve hamam kalıntısı bulunmaktadır. Kale dendanları, duvar örgü tekniği, çokgen kuleleri ve konumlandırılış biçimi ile Rumeli Hisarının küçük ölçüde ele alınmış bir varyasyonu gibidir.
Kazan Kale: Ardahan’ın yaklaşık 12-13 km kuzeydoğusunda Kura vadisinin nehrin akış yönüne göre sağında yer almaktadır. Kesin tarihi bilinmeyen kale çevresinde eski yerleşim izleri mevcuttur. Büyük oranda yıkılmış olan kaleden, sadece doğu yöndeki kule kısmı ayakta kalarak günümüze ulaşabilmiştir. Bu kulenin MS 8-9. yüzyıllarda Türkistan’daki Kazan bölgesinden gelip, bu yörede yaşadıkları bilinen Türkler tarafından inşa edildiği anlaşılmıştır. Yüksekliği 15 metre olan bu kulenin, burada daha önce mevcut olan bir yerleşim üzerine sonradan inşa edildiği anlaşılmıştır.

Altaş (ur) Kalesi: Ardahan-Hanak karayolunun 18. km’sindeki Altaş (Ur) köyünün doğusunda yer alan sivri bir tepe üzerine kurulmuştur. Tarihi kaynaklarda sadece adı ve yeri belirtilen kalenin, ilk yapım tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak VH.-VTII. yüzyıldan beri bu kalenin mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Çevresinde eski yerleşim izlerinin mevcut olduğu tespit edilen kalenin, Türk dönemi öncesine ait kalıntılar üzerine, Türk döneminde inşa edilmiş olması kuvvetle muhtemeldir.

Kinzi Kalesi: Ardahan’ın 30 km. batısında Bağdeşen köyünün kuzeyinde yer almaktadır. Kalenin inşa tarihi bilinmemekle birlikte, önemli bir geçit noktasında bulunması, buranın milattan önceki asırlardan beri mevcut olduğunu göstermektedir. Konum ve altyapı özellikleri bakımından Urartu kalelerinin genel karakteristik özelliklerini akla getirmekte olup, çevreden yaklaşık 130 metrelik yüksekliği ile ortaçağ şatolarını andırmaktadır. Üç yönden derin vadilerle çevrilmiş yüksek bir dağın dil biçimindeki uzantısı üzerine kurulmuş olan kalenin, iç ve dış bölümlerden oluştuğu anlaşılmaktadır.

Kalecik Kalesi: Göle ilçesine bağlı Kalecik köyünün yaklaşık 450-500 metre güneyinde, köyden gelen derenin oluşturduğu vadi ile Kura vadisinin kesiştiği noktada sarp bir alana kurulmuştur. Kalenin yapım tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber, MÖ VIII. yüzyılda yöreye egemen olan Urartular tarafından yaptırılmış olduğu tahmin edilen yöre kaleleri ile benzerlik göstermektedir. Üç yönden çok dik ve sarp kayalıkların sınırladığı ve akarsuları ile birlikte iki derin vadinin kesiştiği bir konumda inşa edilmiştir.



Şeytan Kalesi: Çıldır ilçe merkezinden l km. uzaklıktaki Yıldırımtepe köyünün yaklaşık 1,5 km. kuzeydoğusunda Karaçay vadisinde oldukça sarp ve müstahkem bir alana kurulmuştur. Yapım tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Yörenin diğer kalelerinde olduğu gibi bu kalenin de mimari özellikleri Urartu kalelerini andırmaktadır. Tarihi kaynaklarda bu kaleye Çıldıran Kalesi, Kal’a-ı Şeytan, Kaçiş, İblis Hisarı gibi adlar verilmiştir.
KÖPRÜLER

En eski köprü örneklerine Anadolu’da rastlamak mümkündür. Türkler askeri hareket ve ticari nakliyat amacıyla Anadolu’da yol ve köprülere büyük önem vermişlerdir. Bu bakımdan Türkler, Anadolu’da köprü inşasında bir hayli başarılı olmuştur.
Ardahan ve çevresinde XIX. yüzyılın sonlarında inşa edilmiş birkaç köprü örneği bulunmaktadır. Ancak bu köprüler içerisinde şüphesiz en önemlisi, bölgedeki en eski köprü özelliğini taşıyan Çıldır-Taşköprü Köyündeki Urartu Kralı II. Sarduri’ye ait köprüdür.



Posof Çayı Köprüsü: Bu köprü, Posof ilçe merkezinin yaklaşık 1,5-2 km. güneydoğusunda Yurtbekler sınır karakolu ya*kınlarında ve Posof çayı üzerinde bulunmaktadır. Bu köprünün XIX. yüzyıl sonlarında Ruslar tarafından inşa ettirildiği bilinmektedir. Yaklaşık 10 m. uzunluğunda ve 6 m. genişliğinde olan köprünün yan kısımlarında, düzgün blok taşlarla 40-50 cm. yüksekliğinde korkuluklar oluşturulmuştur.

Taşköprü: Çıldır ilçesinin yaklaşık 30 km. güneyinde, adını köprüden alan ve günümüze kadar adı hiç değişmemiş olan Taşköprü köyünde bulunmaktadır. Bugün büyük oranda harap olan köprünün, Anadolu’daki en eski köprülerden biri olduğu ve Urartu Kralı II. Sarduri tarafından yaptırıldığı ifade edilmektedir. Bugün sadece yuvarlak kemer kısmı görülebilmektedir. Kalan izlerden yanlarda iri blok taşların korkuluk olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Gülyüzü (Pekreşen) Köyü Köprüsü: Çıldır ilçesinin yaklaşık 20-25 km. güneyindeki Gülyüzü (Pekreşen) köyünde, köyün güneyindeki dere üzerinde yer almaktadır. Kuzey-güney doğrultusunda inşa edilmiş bu köprünün orijinal topuk kısımları ve topuk hizasına denk gelen korkulukları Posof çayı üzerindeki köprü ile büyük bir benzerlik göstermektedir. Dolayısıyla bu köprünün de XIX. yüzyıl sonlarından kaldığı tahmin edilmektedir.

Günümüzde köprünün geçişi sağlayan yürüme zemini yıkılmıştır. Bunun yerine yakın tarihlerde, betonarme bir yürüme zemini yapılmıştır. Ancak sağlam kalan topuklar ve korkuluklar bu köprünün de Posof Çayı Köprüsü gibi çift gözlü olduğunu ve kemer köşeliklerinde de tahliye gözlerinin olabileceğini akla getirmektedir.
TABYALAR



XIX. yüzyılda kalelerin önemini kaybetmesiyle birlikte Tabya denilen yeni askeri savunma yapıları ortaya çıkmıştır. Osmanlı Devletinde de aynı dönemde, stratejik bakımdan önemli geçit yerlerinde, boğazlarda ve sınırlarda bu tür savunma yapılarına ihtiyaç duyulmuş ve Kırım savaşından sonra, Batum, Erzurum, Kars ve Ardahan’da bu tip savunma merkezleri meydana getirilmiştir.

Bu dönemde stratejik bir konuma sahip olan Ardahan’da tabyalar ile güçlendirilerek önemli bir savunma merkezi haline getirilmiştir. Burada yapılan Ramazan, Emiroğlu, Singer, Kaz, Kaya, Ahali, Düz, Mihrap Tabyaları ile Batum, Ahıska, Ahılkelek, Kars, Oltu ve dolayısıyla Erzurum yolları kontrol altına alınmıştı. Bu tabyalar Ardahan Kalesi’nin güney, doğu ve kuzeyinde şehre, kaleye ve Kura düzlüğüne hakim konumdaydı. Bunların içerisinde en önemlisi Ramazan Tabyasıdır.

Ramazan Tabyası: Ardahan il merkezinin 5 km kuzeyinde yer alan Osmanlı yapısı tabyanın 19. yüzyılın başlarında inşa edildiği bilinmektedir. 93 harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşından önce yapılan tabya bu savaşta önemli bir rol oynamıştır. 2500 m. yükseklikte bir tepe üzerine yapılan tabya yeraltında kışlalar ve bunun etrafında toprak yığınlarından meydana gelmektedir. Yörenin en yüksek tabyası olup, U şeklinde inşa edilmiş ve şehri üç yandan gözetleme imkanına sahiptir.

KİLİSE - ŞAPEL KALINTILARI

Kilise kelimesi Yunanca ekkelisia kelimesinden gelmektedir.



Kilise kelimesi toplanmak anlamına gelmektedir. Bu kelime bizdeki cemaat ve cami kelimelerinin karşılığıdır. Hıristiyanların ibadet et*mek için toplanmalarına mahsus olarak inşa edilen ibadethanelere de kilise denilmektedir.

Kiliselerden daha küçük ölçülerde yapılan ve umuma mahsus olmayan küçük kiliselere, bizim mes*cidin karşılığı olmak üzere şapel denilmektedir.

Ardahan ve çevresinde, kaynaklarda adları dahi geçmeyen Hıristiyan dönemi dini mimarisine ait, çok sayıda küçük şapel niteliğinde kilise bulunmaktadır. Büyük oranda tahrip edilmiş olan bu yapıla*rın, yörede Bizans hakimiyeti sırasında yaptırılmış oldukları tahmin edilmektedir.

Ölçek Köyü Kilisesi: Ardahan’ın 15 km. doğusundaki Ölçek Köyü’nde yer alan bir kilise kalıntısıdır. Yapım tarihi tam kestirilemeyen bu kilisenin X.-XI. Yüzyıllardan kalmış olabileceği tahmin edilmektedir.

Kalıntılar oldukça harap durumdadır. Kilise yakınlarında, kare biçimli oyuğa sahip eski bir sunak taşı çevreye gelişi güzel atılmış bir şekilde durmaktadır.

Övündü (Vaşlop) Manastır Kilisesi: Çıldır ilçesine bağlı Kurtkale beldesinin yaklaşık l km. kadar doğusundaki Övündü (Vaşlop) Kö-yü’nün 450-500 m. güneyinde bulunan vadide, Kura Nehri’nin akış yönüne göre solunda yer almak*tadır. Bu kilisenin yaklaşık 150-200 m. kuzeyindeki kayalıkta ise eski mağara yerleşimleri bulunmak*tadır.

Kesin yapım tarihi hakkında fikir yürütülmesinin güç olduğu ifade edilen bu kilisenin XI.-XII. yüz*yıllardan kalmış olabileceği düşünülmektedir. Kilise, yörede bulunan Hıristiyan mimarisine ait kalın*tılardan farklı bir plan özelliğine sahiptir. Diğerlerinden farklı olarak ve çok programlı şekilde inşa edilmiştir. Küçük ölçülerde ele alınmış ve bir manastır kilisesi özelliği gösteren yapı*nın iç mekanı, iki bölümden oluşmaktadır. İbadethane olarak düzenlenmiş olan gü*ney kısım, tek katlı olarak in*şa edilmiştir. Manastır odala*rının yer aldığı kuzey kısım, iki katlı bir düzenlemeye sahiptir.

Yöre halkı, manastırın bir çevre duvarı ile çevrili oldu*ğunu, alt katlarında ahır ve yemekhane bölümlerinin bulunduğunu ifade etmekte*dir. Ancak, bugün bu me*kanları tespit etmek güçtür.

Sensop Kilisesi: Çıldır ilçesine bağlı Kurtkale beldesinin yaklaşık l km kuzeydoğusunda yer alan Akdarı (Çamorda) köyünün 5 km. kuzeydoğusundaki yüksek düzlükte ve eski bir yerleşim yerinin ortasında bulunmaktadır. Kesin yapım tarihi hakkında bir bilgi bulunmayan kilisenin X.-XI. yüzyıllardan kalmış olabileceği tahmin edilmektedir. Güney duvarı bugün tamamen yıkılmıştır. Ancak diğer duvarlar ve örtü kısmı sağlamdır. Girişinin güneyden olduğu anlaşılmaktadır.

Kilisenin kuzey yönü maşatlık olarak düzenlenmiştir. Ancak buradaki mezarlar kaçak kazılarla tahrip edilmiştir. Kilise çevresinde daha büyük bir yerleşime ait izler mevcuttur. Bu yerleşime ait taşlar üzerinde figürlü bezemelerin olduğu (kertenkele figürü) yöre halkı tarafından ifade edilmişse de, bezemeli herhangi bir taşa rastlanmamıştır.

ŞAPELLER

Ardahan Bölgesinde X.-XI. yüzyıllardan kalma çok sayıda kilise ve şapel yer almaktadır. Söz konusu kilise ve şapellerin Kıpçak-Gürcü hakimiyeti sırasında inşa edildiği sanılmaktadır. Bu yapıların, Osmanlı hakimiyeti döneminde onarılarak bölgedeki Hıristiyan halk tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Kiliselerin dışında, küçük kilise diyebileceğimiz şapellerin ise şunlar olduğu söylenebilir:

Ardahan şehir merkezinin kuzeydoğusunda ve merkezde kilise mevkiinde iki ayrı şapel, Ölçek-Tulumba Mezrası Şapeli, Kazankale’nin güneyindeki şapel, Akyaka (Koduzhara) Şapeli, Yalnızçam yaylasında iki ayrı şapel, Sarme köprüsü yakınındaki şapel, Çakıldere köyü yakınındaki şapel, Uğurlutaş’ta (Dört Kilise) üç ayrı şapel, Budaklı (Cicor) Şapeli, Kotanlı (Sikheref) Şapeli, Gülyüzü (Pekreşen) Şapeli, Şeytan Kalesi Şapeli, Kurtkale beldesinin güneyindeki şapel, Kurtkale Şapeli, Börk Köyü Şapeli, Çak Kalesi yakınında iki ayrı şapel, Çambeli Şapeli, Al Köyü Şapeli.

Yukarıda isimlerini verdiğimiz şapellerin hemen hepsi tamamen harap haldedir. Günümüze çok az olmakla birlikte yine de kalıntıları kalmıştır.

Göller

Çıldır Gölü; Doğu Anadolu’nun ikinci büyük gölü olup, Çıldır ilçe merkezine 2 km uzaklıkta bulunmaktadır. Deniz seviyesinden 1959 m. yükseklikte olup, 124 km2 yüzölçümüne sahiptir. Volkanik bir göl olup, en derin noktası 30 metredir. Göl; Gülyüzü, Gölebakan ve Doğruyol köylerinden geçen derelerden beslenip kendisinden ayrılan Çara deresi ile Arpaçay’a akar. Çıldır Gölü tatlı su gölü olup, burada doğal göl balıkçılığı yapılmaktadır. Ayrıca mevcut 4 adasında bir çok kuş türü barınmaktadır. Göl kış aylarında tamamen buzla kaplanmaktadır. Aynı zamanda turistik beldedir.

Aktaş Gölü; Çıldır ilçesi ve Gürcistan arasında ilin ikinci büyük gölü olup, Hazepin Gölü olarak da bilinmektedir. Aktaş Gölü’nün 14 km2’lik kısmı Ardahan sınırları içerisinde, kalan 13 km2’lik kısmı da Gürcistan’da olmak üzere toplam 27 km2’lik alana sahiptir. 1798 m. yüksekliğinde, bilinen en derin noktası 10 m, suyu acı ve sodalı olduğundan canlı barınamamaktadır. Ancak son yıllarda gölde bir çok balık türünün tespiti ile yapısında önemli değişiklikler olduğu anlaşılmaktadır.

Posof ilçesinde bazılarının 0.5 km2’lik alana kadar ulaştığı bir çok göl bulunmaktadır. Bunlar; Ayı Gölü (0,5 km2), Karagöl Gölü (Vakla-10 da.), Balık Gölü (4 da.), Kanlı Göl (8 da.), Ayaz Göl (10 da.), Sagre’nin Gölleri (Sülüklü, Kamışlık-7 da.), Davar Gölü (3 da.) ve Arile (Balık-8 da.) Gölü gibi doğal göller bulunmaktadır. Buralarda Tarım İl Müdürlüğünce yapılan balıklandırma çalışmaları sonucu, yoğun miktarda alabalık, sazan balığı bulunmaktadır.
Akarsular

Kura (Kür) Nehri: Toplam uzunluğu 1523 km olup, Ardahan ili sınırlarındaki uzunluğu 189 km.dir. Nehrin debisi 28,75 m3/sn’dir. Kura Nehri Ardahan topraklarında kaynaklanmakta olup, önemli yan kolları Göle'de Kayınlık Deresi, Karasu ırmağı ve Türkmen Deresi’nin oluşturduğu Kürçayı ırmağı, Hanak'da Çot Suyu, Çaykelik Suyu, Hanak Suyu ve Alabalık deresi, Kısır Dağından kaynaklanan Ağıl Deresi-Hoçuvan Karaçayır Suyu-Ölçek Suyu, Çıldır’dan Başköy Deresi ve Karaçay ırmağıdır. Ayrıca birkaç dereden oluşan Posof Çayı, Posof ilçesinden Gürcistan’a geçtikten sonra yine Kura Nehri ile birleşerek Hazar Denizine ulaşmaktadır.

12 Temmuz 2009 Pazar

Hindistan Tatil Rehberi

Hindistan; renklerin, dinlerin, farklı kültürlerin ülkesidir.Hindistan bugüne kadar bu ülkeye göç eden bir çok değişik milletin yemek kültürlerinden karışımından oluşan bir mutfak kültüründe sahiptir. Ancak farklı milletlerin ne kadar etkisinde kalmış olsa da, genel anlamda Hint mutfağından fazla bir şey kaybetmemiştir.

HİNDİSTAN BİLGİLERİ

Önemli şehirleri : Delhi, Varanasi, Khajuraho, Agra
Uçuş süresi: Dubai (4 saat) aktarmalı 7 saat
Para birimi: Hindistan Rubisi
Yüzölçümü: 3,287,590 kilometrekare
Saat farkı: Saatleriniz 3.5 saat ileri almayı unutmayın!
Resmi dil: Hintçedir, ancak İngilizce yaygın olarak kullanılmakta ve anlaşılmaktadır
Başkenti : Yeni Delhi
Sıcaklık : Ülke genel olarak tropical iklimin dışında kalsa da ülkede sıcaklık ve kuru kış hakimdir.
Nüfus: Yaklaşık 1.02 milyar
Vize: Hindistan'a gitmek isteyen kişiler gidiş amaçlarına göre transit, turist, ticari, giriş ve öğrenci vizesi başvurularında bulunabilirler.

ÖNEMLİ TELEFONLAR

Nasıl telefon edilir: 00+90+alan kodu+telefon numarası ( Cep telefon sistemi farklı olduğu için her şehirde çalışmamaktadır. Ancak büyük şehirlerde cep telefonu kiralayarak kullanabilirsiniz.)
Türk konsolosluğu: 50 N. Niaya Marg Chanakyapur New Delhi 110021 Tel: (11) 601701
Telefon kodu : 91
New Delhi

Hindistan; renklerin, dinlerin, farklı kültürlerin ülkesidir. Dünyada ki tüm ülkelerin ayrı bir rengi olduğu düşünülürse; Hindistan için alacalı rengarenk bir ülke tanımlaması yapılabilir.

Bir yanda yoksulluk bir yanda zenginlik... bir yanda dini yapılar bir yanda tapınaklar... bir yanda sokaklarda özgürce dolaşan inekler, maymunlar, bir yanda maddi hiçbir şeye değer vermediklerini belli etmek için çıplak ayakla gezen insanlar... inançları, kültürleri, yaşam tarzları.. inançlarının bir getirisi olan kıyafetleri, renkli ve eğlenceli festivalleri... kısacası bir çok şeyi bir arada bulabileceğiniz bir ülke.

Hayvanlara verilen önem

Hindistan’da hayvanların oldukça farklı yerleri vardır. Örneğin sesi oldukça çirkin olan fakat kuyruğunu açtığının da sizi masallar alemine götürecek kadar güzel ve büyüleyici olan, ilk zamanlarda etlerini yemek için beslenen, ancak zamanla avlanma yasağı getirilen tavus kuşları...

Sokaklarda salına salına yürüyen, trafiği alt üst etme pahasına dahi olsa kimsenin yoldan çekemeyeceği kutsal hayvan olan inekler...
Delhi’de kuşları ameliyat ve tedavi etme amaçlı açılan kuş hastanesi...
Ağaçlarda gezen, siz yürürken dallardan kafanıza bir şeyler fırlatan evcilleştirmemiş maymunlar...
Kısacası Hindistan’da hayvanlara verilen önemden dolayı, takdir edilmesi gereken bir ülke...

NEREYİ GEZSEK?

BAŞKENT: DELHİ

Red Fort

Red Fort: (Kırmızı Kale): Bu kale Delhi’yi ziyarete gelen birçok insanın ilk ziyaret ettiği yerler arasında yer almaktadır. Şah Cihan tarafından 1648 yılında yaptırılan bu yapı en çok kırmızı duvarları ile ünlenmiştir. Kırmızı Kale, Şah Cihan’ın zenginlik ve gücünün bir göstergesi olarak yaptırılmıştır.

Kale’ ye Lahore Kapısından giriş yapıyorsunuz. Girişte sizi oldukça renkli ve cıvıl cıvıl bir dünya karşılayacaktır. Burada kurulan panayır sayesinde kalenin mistik havasının içinde alışveriş yapabilirsiniz.

Kale duvarlarının arkasında bulunan Yumanu Nehri, surların içinde bulunan Moti Mescidi (İnci Camisi) ile Red Fort, Delhi gezinizde ilk ziyaret edeceğiniz yer olmalıdır.

Jama Mescidi: Hindistan’ın en büyük camisidir. Minaresi ve içerisinde bulunan abdest alınan havuzu ile görülmeye değer. Camii duvarlarında ya da daha doğrusu tüm Hindistan’da rastlayabileceğiniz ve oldukça ilgi çekici olan bir diğer ayrıntı ise; duvar kenarlarında olan berberlerdir. Burada bulunan berberlerin önüne oturuyorsunuz ve sokakta herkesin bakışlar altında traş oluyorsunuz. Jama Camisi için söylenebilecek olan en şey ise, bu cami ye Müslüman olmayanlar alınmıyor.

ŞEHİR: VARANASİ

Bu şehir Hindistan’da kutsal şehir olarak adlandırılır. Gezilebilecek tapınaklar, caddeler, evlerin mimarisi, insanların yaşam tarzının dışında bu şehri en özel yapan olaylardan bir tanesi ise; “ölü yakma törenleridir.” Bu törenler Hindistan’da oldukça önemlidir. Hinduizm inancına göre, ölülerin bir daha dünyaya geleceklerine inanılmaktadır. Ve bunun içinde ölüler yakılarak, külleri kutsal Ganj Nehrine atılır. Bu ölü yakma örenlerinde cenazenin üzerinde çok fazla odun görürseniz, bu ölen kişinin oldukça zengin olduğu anlamına gelmektedir.

Khajuraho Tapınakları

ŞEHİR: KHAJURAHO

Bu şehir Hindistan’da tapınaklar şehri olarak bilinir. Küçük bir kasaba büyüklüğünde ki bu şehirde en çok ilgi çeken şey; Khajuraho tapınaklarıdır. 9. ve 12 yüzyıllarda yapılan 85 tane tapınaktan sadece 25 tanesi sağlam bir şekilde ayakta kalmıştır. Bu tapınaklar savaş, kahramanlık ve aşk konularının işlendiği tapınaklardır. Ancak bir çok insanın en çok ilgisini çeken erotik tapınaklardır.

ŞEHİR: AGRA

Aşk adına ve aşk uğruna yapılan en güzel yapıt...

Tac Mahal: Hindistan’ı simgeleyen bu yapıt, mimarisi, gün batımında ve doğumunda görülen farklı manzaraları ile görenleri hayran bırakan bir yapıdır. Bu yapı yaklaşık olarak 21 yılda tamamlanmış ve yapımında 20 bin işçi çalıştırılmıştır. Beyaz mermerlerin içine karıştırılan değerli taşlar sayesinde, gün doğumunda ayrı, gün batımında ayrı renklere bürünmektedir. Tac Mahal’in çevresinde bulunan 4 tane kubbe dışa doğru eğik durmaktadır. Bu eğiklik bir mimari hatası değil aksine, bir önlemdir. Hindistan’da olabilecek bir deprem ya da zelzele de ana yapıya zarar gelmemesi için kuleler dışa doğru yapılmıştır.

Ancak Tac Mahal’i meşhur yapan kulelerin eğikliği ya da yapımında çalıştırılan işçi sayısı değildir. Tac Mahal’in yapılış nedeni, dünyanın en ilgi çekici yapılarından bir tanesi yapmıştır. Şah Cihanın çok sevdiği eşi, 14. çocuğunu doğururken ölür ve bu duruma çok üzülen Şah Cihan eşinin anısına Tac Mahal’i yaptırıyor. Bu yapı aşkın simgesi olarak algılanmaktadır.

Tac Mahal hakkında söylenebilecek son ayrıntı ise; Hindistan’a gelen bir çok ziyaretçi bu yapının gece ay ışığı altında seyretmek istiyordu. Bazı güvenlik önlemeleri yüzünden gece ziyaretleri yasaklanmıştı. Ancak alınan son karara göre 2006 yılına kadar bu yapıyı gece ziyaret edebileceksiniz. Bu fırsatı kaçırmakta yarar var.

Agra Kalesi: Bu kale Tac Mahal’in karşısında bulunuyor. 4 tane kapısı bulunan kalenin, ancak 2 kapısı sağlam olarak günümüze kadar gelebilmiştir.

Bu kaleden görünen Tac Mahal manzarası oldukça güzeldir. Bu kalenin de Tac Mahal kadar oldukça etkileyici bir hikayesi vardır. Tac Mahal’i yapımında oldukça yüklü paralar harcanması ve neredeyse ülke ekonomisinin çökmek üzere olmasına oldukça sinirlenen, Şah Cihan’ın oğlu Evrengzib, önce babasını tahtan indirir sonra Agra Kalesi’ne kapatır. Şah Cihan ömrünün geri kalan 7 yıllını bu kaleden aşkı uğruna yaptırdığı Tac Mahal’i seyrederek geçirir.

NE YESEK?

Hindistan bugüne kadar bu ülkeye göç eden bir çok değişik milletin yemek kültürlerinden karışımından oluşan bir mutfak kültüründe sahiptir. Ancak farklı milletlerin ne kadar etkisinde kalmış olsa da, genel anlamda Hint mutfağından fazla bir şey kaybetmemiştir.

Hint mutfağından bahsetmek gerekirse; her yemeklerinde rastlayabileceğiniz ilk şey çeşitli baharatlar olacaktır. Baharatlı yemeklerin haricinde meyve ve sebzede bu ülkede yiyebileceğiniz bir diğer ürünler arasında yer almaktadır. Özellikle ülkenin yöresel meyvesi olan mangoyu ve papayayı afiyetle yiyebilirsiniz.

Hindistanlıların vejeteryan oldukları herkesçe bilinmektedir. Ancak Hindistan da farklı milletlerden bir çok insan yaşaması vejeteryan olan bu ülkede, et ve et ürünleri bulabileceğiniz anlamına gelmektedir. Ancak Hindistan gibi sıcak bir ülkede, kebap, köfte ya da tandır tarzında yiyecekler yemek mideniz için ne kadar yararlıdır bilinmez!

Baharat ülkesi

Hindistan’da hemen hemen her yemekte, değişik baharatların karışımından farklı yiyecekler ortaya çıkmaktadır. Hindistan’da bulunan bütün pazarlarda, alışveriş yapabileceğiniz mekanlarda ilk rastlayacağınız ürünlerin başında baharat ve baharat çeşitleri gelmektedir. Baharat kokuları ülkeyi öylesine bir sarmıştır ki! Hindistan’da uçağınızdan ilk indiğiniz anda baharat kokuları ile karşılaştığınız da bu ülkenin baharat ülkesi olduğunu anlayacaksınız.

NE ALSAK

Hindistan’da alışveriş seçeneği olarak ilk düşünebileceğiniz, Hindistan’a özgü olan kıyafetler olabilir. İpek dokuma ve keten kumaşlardan yapılan kıyafetlere "sari" adı verilmektedir. Sariler; renkleri ve giyiliş tarzları ile insanların sosyal statülerini belli eder. Sariler, aslında 5 metrelik bir kumaştır ve bu kumaş vücudunuzu sarararak kıyafet konumuna gelmektedir.

Sari’yi ister ülkeye ilk ziyaretlerinizde satın alıp bütün Hindistan geziniz boyunca kendinizi ülkenin mistik havasının içinde hissederek gezin, isterseniz de Hindistan kültürünü, sevdiklerinize hediye edin... artık seçim size kalmış!

Sarilerin haricinde Hindistan, kumaş konusunda oldukça iddialı olan ülkelerin arasında yer almaktadır. Yerel pazarlardan tutun da en lüks mağazalara kadar bir çok yerde başta ipek dokuma olmak üzere rengarenk kumaş çeşitlerini bulabilirsiniz. Ancak kumaşlar konusunda Varanasi şehri diğer şehirlere nazaran en popüler olan şehirdir. Elbette ki Hindistan’dan satın alınabilecek ürünler sadece kıyafetlerle ya da kumaşlarla sınırlı değildir. Bu ülkede alışveriş yapmanın en keyifli taraflardan bir tanesi oldukça ucuz bir ülke olmasıdır. Bu ucuz ülkede satın alabileceğiniz ürünler genel olarak yöre halkının ürettiği ürünlerdir. Heykeller, oyma işi objeler, halı ve kilimler satın alınabilecek olduğunuz ürünlerden sadece birkaç tanesidir.

Tüm dünyada kadınlar için takının oldukça büyük önemi vardır. Hindistan’da da ister zengin olsun, ister fakir... sokaklarda kadınların takıya olan düşkünlüklerini gözünüze çarpacaktır. Bilezikler, küpeler, kolyeler... ve sizde bu süs dünyasına ayak uydurarak oldukça değişik takılar satın alabilirsiniz.

Gelelim Hindistan’da alışveriş yapabileceğiniz yerlere, bunun için belli bir şehir ya da bir alışveriş merkezi belirlemek doğru olmaz! Çünkü Hindistan’da alışveriş caddelerde pazarlar da, ara sokalar da kısacası her yerde yapılır. Ancak Hindistan’da alışveriş yapmak için alışveriş merkezleri de yok değil! Ancak bir ülkeyi ziyaret ettiğiniz de bu ülkenin en güzel tarafı, o ülkeyi tüm kültürüyle yaşamak olduğunu düşünüyorsanız, alışverişlerinizi mağazalardan değil de bir anda önünüze çıkan seyyar satıcılardan yapın!

Hindistan’da alışveriş için söylenebilecek son ayrıntı ise; bu ülke ne kadar ucuz olsa da satın almak istediğiniz ürünün için kesinlikle sıkı bir pazarlı yapmalısınız.

EĞLENCE ZAMANI

Hindistan’da eğlence anlamında farklı bir kültürün tüm izlerini bulacaksınız. Bu ülkede neredeyse her gün ayrı özel bir gün kutlanır. Bu kutlanan festivallerin hepsi ayrı bir coşku, ayrı bir eğlence içinde geçer. Hint müziğinin ezgileri Hintli kadınların dans edişleri ile birleşince, tadına doyum olmaz bir keyif çıkar ortaya.

Hindistan’da dansın oldukça büyük bir önemi vardır, gerek inançları gerekse yaşam kültürleri doğrultusunda dans Hindistan’da bir yaşam biçimidir. Bundan 6000 yıl öncesinde bulunan kazılardan ortaya çıkan Hintli kadınların motiflerine bakıldığı zaman Hindistan’da kadınların eski yıllardan bu yana dansa ve müziğe ne kadar düşkün oldukları anlaşılmaktadır.

Hindistan’da dans figürleri hakkında bahsetmek gerekirse; bu ülkede dans sadece el ve ayak hareketleriyle yapılan sıradan bir olay değildir. Bu ülkede dans; konsantrasyon ve yapılan işe adapte olma anlamına gelmektedir. Hindistan’da dans, kişinin vücut diliyle kendini karşısında ki insana anlatma, duygularını ifade etme biçimidir. Hindistan’da müzik kültürü açısından oldukça farklı ezgiler duymanızın en büyük nedenlerinden bir tanesi ise; çalgıların oldukça değişik olmasından kaynaklanmaktadır. Bu çalgıların bazıları üflemeli bazıları ise, vurmalı çalgılardır.

HİNDİSTAN’DA ULAŞIM

Hindistan’da trafik biraz karışıktır. Bu karışıklığın en büyük nedeni ise; ana caddenin ortasında bir anda beliren ineklerdir. Bu durum tüm trafiği bir anda felç edebilir, ve o anda aşırı şekilde etraftan gelen korna sesleri de işin tuzu biberi olacaktır. İçinde bulunduğunuz durum, biraz sinir edici olsa da, zamanla bunun Hintlilerin inançlarının bir parçası olduğunu kabul edersiniz.

Hindistan’da ulaşım için tercih edebileceğiniz araçlardan bahsetmek gerekirse; bu kadar karışık bir trafikte bir yerden bir yere ulaşmak için tercih edilecek araçlar, ufak arabalardır. Motosikletler ve çek çekler ilk tercihiniz olabilir. Ufak araçlarla bir anda sıkışan trafikte ara sokaklara girerek kurtulabilirsiniz. Tabii bunun için iyi bir şoföre ihtiyacınız olduğunu da unutmayın!

Gez: Delhi’de ki Kırmızı Kaleyi gez.
İzle: Varanasi’de yapılan ölü yakma törenlerini izle.
Öğren: Tac Mahal ve Agra Kalesi'nin hikayesini öğren.
Taktir et: Hayvanlara verilen önemi taktir et.
Seyret: Hintli kadınların dans edişlerini seyret.
Araştır: Hindu inancını araştır.
Kaçırma: Tac Mahal 2006’ya kadar geceleri ziyaret ediliyor bu fırsatı kaçırma.
Satın al: Sari satın al.
Hayran kal: Tac Mahal’e hayran kal

Gürcistan Tatil Rehberi

Doğal güzelliği, tarihi, sahilleri, yemek kültürü ve yaşam tarzları ile yanı başınızda ki dünya...Gürcistan ziyaretinizde size değişik keyifler yaşatacak olan en önemli özelliklerden bir tanesi ise Gürcistan’da yiyeceğiniz yemeklerdir. Gürcistan’da bir çok restoranda bu ülkeye ait olan yemeklerin tadına bakabilirsiniz.

GÜRCİSTAN BİLGİLERİ

Telefon kodu : 995 Tiflis: 995 32
Önemli şehirleri : Tbilisi, Kutaisi, Rustavi, Batum, Sukhumi
Para birimi: Lari
Yüzölçümü: 69.700 km2
Saat farkı: Saatlerinizi 1 saat ileri almayı unutmayın
Resmi dil: % 71 Gürcüce, % 9 Rusça, %7 Ermenice, %6 Azerice ve % 7 lik bir kesimde diğer dilleri konuşmaktadır.
Başkenti : Tiflis
Sıcaklık : Caucasus dağları alanında kışlar soğuk, yoğun karlı güneyde ise daha hafif kışlar yaşanıyor. Yazlar genellikle doğuda sıcak, Karadeniz kıyılarında Akdeniz etkisiyle ılık ve güzel geçmektedir
Nüfus: Yaklaşık 4,677,401
Vize: Ülkeye giriş Türk vatandaşlarına vize zorunluluğunu getirmektedir. Vize formunun doldurularak 1 fotoğraf ve vize harcı yatırılması suretiyle İstanbul’daki başkonsolosluğa başvurmak yeterlidir. Diğer bir yerden Sarp sınır kapısından (Artvin-Hopa) yapılacak çıkışlarda da sınırlarda bekletilmeksizin vize verilmektedir. Buradaki vize harcı diğerlerine göre daha ucuzdur
Telefon kodu : 995 Tiflis: 995 32

Gürcistan batısında Karadeniz, güneyinde Türkiye ve Ermenistan, doğusunda Azerbeycan, kuzeyinde ise Rusya ile çevrilmiştir. Başkenti Tiflis olan Gürcistan, yaklaşık 4,677,401 nüfuslu bir ülkedir. Karadeniz’e yakınlığı ile yemek kültürleri ve yaşam tarzları bakımından Türkiye ile bir çok benzerlikleri vardır. Resmi dilleri Gürcüce olsa da, Karadeniz’de olduğu gibi Gürcistan’ın da bazı bölgelerinde lazca konuşulmaktadır. Gürcülerin yaşam kültürlerine sıkı sıkı bağlı bir topluluk olmaları burayı ziyaret eden bir çok insana ilgi çekici gelmektedir.

BAŞKENT: TİFLİS

Tiflis

Tiflis, Gürcistan’ın başkentidir. Nüfusu yaklaşık 1.253.000’dir. Başkent ismini, ülkede bulunan kükürt kaynaklarından dolayı, sıcaklık anlamına gelen Tiflis kelimesinden almıştır. Tiflis’te göz zevkiniz okşayacak olan fazlasıyla doğal güzellik vardır. Eski bahçeler, doğal parklar ile oldukça güzel manzaralar ortaya çıkmaktadır.

Tiflis, doğal güzelliğin yanı sıra, tarihi mekanlarıyla da oldukça ilgi odağı olan bir şehirdir. Eski zamanlardan kalma olan Narikhala Kilisesi ve Mtaki Nehri’nin sağ kıyısında, Narikhala Kalesi’nin karşısında yer alan Metekhi Kilisesi oldukça hoş yapılar arasında yer almaktadır. Sioni Katedrali ve 6 yüzyıldan kalan, 5. Anchiskhati Kilisesi ise bir diğer güzel binalar arasında yer alır.

Tiflis, kültürel ve eğitimsel bir merkezdir. Tiflis’de, 1941’de kurulmuş Olan Bilim Akademisi, 1918 yılında yapılmış olan Üniversite, Konservatuar, Sanat Akademisi ve çeşitli sayıda tiyatro, müze vardır. Mtatsminda Dağındaki Pantheonda başkentte görebileceğiniz yerlerden sadece bir kaçıdır.

Gürcistan’da başkentin güzelliklerinin dışında görülmesi gereken diğer şehirler ise; Hopa, Batumi ve Sokhumai’dir. Bu şehirler sahil bölgelerinde olduğu için yaz aylarında turistlerin ilgisini çeken şehirlerdir. Kumsalları, yeşil doğası, masmavi denizi ile keşfedilmesi gereken şehirler arasında yer almaktadır. Burada bulunan iki katlı ve dışarıdan merdivenli evlerin mimarisi de ülkede Akdeniz kasabası havası yaratmaktadır.

NE YESEK?

Gürcistan ziyaretinizde size değişik keyifler yaşatacak olan en önemli özelliklerden bir tanesi ise Gürcistan’da yiyeceğiniz yemeklerdir. Gürcistan’da bir çok restoranda bu ülkeye ait olan yemeklerin tadına bakabilirsiniz. Bir ülkenin tarihini öğrenmek, kültürel yerlerini gezmek ya da sahillerinde güneşlenmek kadar bir ülkeyi tam anlamıyla tanımak için o ülkenin enfes yemeklerinin tadına bakmalısınız. Gürcistan kendi kültürlerini tanıtmak için size oldukça değişik yemekler sunacak ülkelerden bir tanesidir. Gürcistan'da ziyafet sofralarınızda, masalardan, mısır ekmeğini eksik etmemeleri Karadeniz yemekleriyle en büyük ortak noktalarıdır. Ancak Gürcü yemeklerine oldukça değişik lezzet ve özellik katan en büyük ayrıntı ise yemeklerin içine katmış oldukları soslardır. Gürcü yemeklerinde değişik kokular ve tatlar bulmanızın en büyük nedeni, bol baharatlı soslardır. Soslar genellikle ceviz, mısır kişniş, reyhan ve safran gibi baharatlar kullanılarak yapılmaktadır. Gürcistan sofralarında deniz ürünlerinin de oldukça büyük bir önemi vardır. Ancak burada tadına bakacağınız deniz ürünlerinin lezzetlerinin farklı olmasının nedeni de her yemekte olduğu gibi soslardır. Gürcistan'da soslu, baharatlı enfes yemeklerin üzerine bir bardak "Borjomi" maden suyunun tadına bakmayı unutmayın.

Gürcistan’da yemeklerde size eşlik edecek olan içecek ise genellikle Adeca üzümlerinden yapılan şaraplardır. Gürcistan’da en ünlü şarap ise; "Bagrationi" şaraplarıdır. Hem yemeklerinizde size eşlik edecek, hem de yemek sonralarında eğlencelerinize ortak olacak enfes şarapların tadına bakmadan dönmeyin.

Gürcü yemekleri eğer ki damak tadına uymazsa bu ülkede aç kalmaktan korkmayın! Gürcistan’da bir çok restoran kendi kültürlerine ait yemekler sunduğu kadar dünya mutfaklarından lezzetleri de ziyaretçilerin sunmaktadır. Fast food yiyeceklerden, uzakdoğu yemeklerine kadar aradığınız her çeşitte yemeği Gürcistan restoranlarında bulmanız mümkün.

NE ALSAK?

Gürcistan gezinizin dönüşünde sevdiklerinize ve kendinize bu gezinizi hatırlatacak hediyeler satın almak isterseniz; Gürcistan’da resim ve tablolar gelen ziyaretçilerin oldukça ilgisini çekmektedir. Sanatın her dalına oldukça ilgili olan Gürcüler, sanat aşklarını sokaklara taşımışlardır. Gürcistan’ın meşhur caddelerinde ya da ara sokaklarında oldukça yetenekli “sokak ressamlarına” rastlayabilirsiniz. Ancak resim dışında başka ürünler satın almak isterseniz; Gürcistan’da antika ürünlerin ve antikacıların oldukça meşhur olduğunu unutmayın!

Gez: Tiflis’i gez.
Gör: Batumi sahillerini gör.
Satın al: Antika satın al.
Hayran kal: Sokak ressamlarına hayran kal.
Tadına bak: Şarapların tadına bak

Fransa Tatil Rehberi

Eiffel kulesi, Şanzelize Caddesi ve diğer şehirleri ile Fransa Avrupa'nın en güzel ülkelerinden.En iyi aşçıların Fransız olması ve en iyi restoranların Fransa'da bulunması, bu ülkede ne kadar keyifli yemekler yiyeceğiniz bir göstergesidir.

FRANSA BİLGİLERİ

Önemli şehirleri : Paris, Marseille, Lyon, Toulouse, Strasbourg, Bordeaux
Uçuş süresi: 3,5 saat (İyi yolculuklar)
Para birimi: Euro
Yüzölçümü: 543.965 kilometrekare
Saat farkı: Saatlerinizi 1 saat geri almayı unutmayın!
Resmi dil: Fransızca'dır. Fakat İngilizce genelde anlaşılır
Başkenti : Paris
Sıcaklık : Fransa'nın kuzeyinde kışlar soguk, yazlar yağışlı geçerken güneyinde ise, kışlar ılık, yazlar ise sıcak ve kurak geçer.
Vize: Fransa Türk vatandaşlarına vize uygulamaktadır.

ÖNEMLİ TELEFONLAR

Nasıl telefon edilir: 00+90+alan kodu+telefon numarası (Cep telefonları çalışmaktadır.)
Türk konsolosluğu: 16, Avenue de Lamballe 75016 Paris Tel: (1) 4524 5224
Telefon kodu : 33
Ambulans: 17-0115 veya 43 78 26 26
Polis: 17

NEREYİ GEZSEK?

BAŞKENT: PARİS

Eiffel Kulesi: Paris'in hatta Fransa'nın sembolü olan meşhur Eiffel Kulesi her gün milyonlarca turistin akınına uğruyor. Eiffel'in en tepesine çıkıp da muazzam Paris görüntüsünü seyrettiğinizde "iyi ki gelmişim" diyeceksiniz.

(Louvre Müzesi): Eğer müzelere resimlere heykellere meraklıysanız, dünyaca ünlü bu müzeyi görmeden Fransa'yı gördüm demeniz biraz yanlış olur. Bu müzeyi görmek için içinizde özel bir müze aşkı olmasına da gerek yok! sadece "Mona Lisa burada sergileniyor" desek, sanırım bu müzeyi ziyaret etmek için oldukça büyük bir neden...

Seine Nehri: Paris'i birde gece ışıl ışılken ve nehirde hoş bir akşam gezisi sırası görme fikri hoş değil mi? Bunun gerçekten sizi büyüleyeceğini düşünen Fransızlar bu imkanı size sunmuşken neden bunu değerlendirmeyesiniz ki?

"Champs Elyees" (Şanzelize): Bu ismi duymuş olma ihtimaliniz çok yüksek ama bu caddeyi kendi gözlerinizle görmek ve İstanbul'da Şanzelize benzetmesi yapılan bir çok semtle arasında ki farkı fark etmek hiç de zor olmasa gerek! Alışveriş, moda, kafeler restoranlar bu sokakta toplanmış adeta sizi keyif yapmaya çağırıyor.

ŞEHİR: BORDEAUX

Şarap, şarap ve şarap... Dünyanın en büyük ve en eski şarapları bu bölgede üretilir. Özellikle Fransızlar kırmızı şarap konusunda çok iddialıdırlar. Şarap üretimi konusunda çok elverişli bir iklime sahip olan bölgede bulunan şarap fabrikalarını gezme fırsatını sakın kaçırmayın!

Paris'e 579 kilometre uzaklıkta olan bu şehrin, bir diğer özelliği de futbol tutkunlarını ilgilendirecek türden. Birçok futbol maçlarının bu şehirde oynanıyor. Bu statları maç kargaşası olmadan görmekte size ayrı bir keyif verecektir .

ŞEHİR: MARSEİLLE

Bordeaux ve Lyon gibi bir futbol şehri olan Marseille de futbol tutkunları için gezmeye doyum olmayan şehirler arasında.

ŞEHİR: STRASBOURG

Tarihi geçmişi ile ilgi odağı olan şehrin en önemli özelliklerinden birside; Avrupa’nın en önemli kaplıcalarından biri olan "Baden-Baden" kaplıcalarının bu şehirde olmasıdır. Ayrıca aralık ayında Starsbourg'da kurulan Noel Pazarı'da dünyanın 4 bir yanından turistleri buraya çekmektedir. Noel zamanı, meydana büyük bir Noel ağacı dikilir ve her yer ışıl ışıl bir şölen havası içindedir. Son bir ayrıntı olarak; Strasbourg’a gelmişken buraya özel olan beyaz (bianco) şaraplarının tadına bakmadan asla dönmeyin, pişman olabilirsiniz!

NE YESEK?

En iyi aşçıların Fransız olması ve en iyi restoranların Fransa'da bulunması, bu ülkede ne kadar keyifli yemekler yiyeceğiniz bir göstergesidir. Fransa da keyifle ve zevkle kurulan masalarda, bir yandan şarabınızı yudumlarken, bir yandan da bulunduğunuz şehrin manzarasını seyre dalmak sizi büyülemeye yetecektir. Fransa'nın, özenle hazırlanan masalar dışında, bütün dünyaya yayılan bir mutfak kültürü vardır. Yemeklerinde genellikle et veya et suyu kullanılır. Özel peynirlerini de birçok yemeğin içine katarak farklı tatlar ortaya çıkarmayı başarmışlardır.

Şanzelize

Fas Tatil Rehberi

Sahra çölünün büyüsü, meydanlarında yapılan keyifli gösterileri, renkli binaları ile Fas, düşündüğünüzden daha farklı bir ülke...Marakeş’in oldukça eski bir tarihi vardır. 1062 yılında Almoravide hanedanlığının başkenti olarak kurulmuştur, hanedanlığın başkenti olmasıyla oldukça güç kazanmıştır, ve zamanla önemli bir ticaret kenti olmaya başlamıştır.

FAS BİLGİLERİ

Ülkenin tam ismi : Fas Krallığı
Önemli şehirleri : Rabat, Marakeş, Casablanca,
Uçuş süresi: 3,5 saat
Para birimi: Dirhem
Yüzölçümü: 446.550 km2, Batı Sahara Dahil 710.850 km2
Saat farkı: Saatlerinizi 2 saat geri almayı unutmayın!
Resmi dil: Arapça, Fransızca
Başkenti : Rabat
Sıcaklık : Fas bulunduğu bölge itibariyle çöl iklimi yaşamaktadır. Yaz ayları 40 dereceyi bulan sıcaklık, kış aylarında - 20 dereceye kadar düşüş gösterir.
Nüfus: Yaklaşık 30,1 Milyon
Vize: Fas Türkiye'ye vize uygulamıyor.

ÖNEMLİ TELEFONLAR

Nasıl telefon edilir: 00 + 90 + alan kodu + telefon numarası (cep telefonları çalışmaktadır)
Türk temsilcilikleri: Temsilcilikler:Rabat ( Rabat ) Adres:7, Avenue de Fes RABAT
Telefon:( 212-3 ) 776 26 05 - 776 26 58 Faks:( 212-3 ) 766 04 76
Telefon kodu : 212

NEREYİ GEZSEK?

ŞEHİR: MARAKEŞ

Marakeş’in oldukça eski bir tarihi vardır. 1062 yılında Almoravide hanedanlığının başkenti olarak kurulmuştur, hanedanlığın başkenti olmasıyla oldukça güç kazanmıştır, ve zamanla önemli bir ticaret kenti olmaya başlamıştır. Marakeş’in gelişmesi ve büyümesi bu tarihlere dayanmaktadır. Ticaret kenti olmasından dolayı, kente fazlasıyla bina ve tarihi eserler yapılmıştır.

Fas'ın her şehrinde, eski ve yeni şehir diye bir ayrım vardır. Eski şehir, büyüleyici yapılar camiiler saraylar dar sokaklar ve bu dar sokaklarda bulunan küçük atölyelerden oluşuyor. Yeni şehir ise, daha çok modern oteller yüksek binalar lüks kafelerden meydana gelmektedir.

Djemaa el Fnaa Meydanı: Bu meydan Marakeş’in kalbi gibidir. Bu meydan için Fas’ta gezilebilecek ilk yer denilebilir. Tam anlamıyla Fas kültürünü yaşamak istiyorsanız, bu meydanda uzun saatlerinizi geçirebilirsiniz. Gece başka gündüz bambaşka olan bu meydanda, farklı bir dünyayla karşılaşmaya hazır olun.

Bir yanda yılan gösterileri, bir yanda büyücüler, bir yanda hikaye anlatanlar, bir yanda incik boncuk tezgahları, kumaşlar dokumalar kilimler... ve renkli kıyafetleriyle Faslı insanlar... bu meydan Fas için, renklerin dünyası yakıştırmasının nedenini anlatır gibi...

The Souk (Geleneksel Çarşı): Burası biraz karışık bir düzene sahip olan bir çarşıdır. Labirent gibi olan sokaklarında kaybolabilirsiniz. Geleneksel Çarşı’da, deri eşyalar kumaşlar kilimler gümüş objeler gibi aradığınız her türlü eşyayı burada bulabilmeniz mümkün. Bu çarşıda satın almak istediğiniz bir ürün için, "biraz dolaşayım dönüşte satın alırım" diye bir düşünceye kapılmayın. Çünkü bu çarşıda bir kere gördüğünüz bir dükkanı bir daha bulma olasılığınız biraz az doğrusu!

Kutubiye Camii: Bu camii Marakeş’in sembolü olarak görülmektedir. 19. yüzyılda inşa edilmiş olan bu yapı, Marakeş'te görülmeye değer yapılar arsında yer alıyor.

ŞEHİR: CASABLANCA

"Bir daha çal Sam" bu sözler size neyi hatırlatıyor? Humphrey Bogart, Ingrid Bergman’ın oynadığı efsanevi film Casablanca...

Casablanca’yı sadece bu filmle geçiştirmek biraz haksızlık olur doğrusu! Casablanca şehri bir filmle hatırlanmaktan, daha fazlasını hak ediyor. Fas’ın bu şehrinin diğer şehirlerine göre daha modern bir görünüşü vardır. Palmiye ağaçları okyanusun dalgalı suyu kilometrelerce uzanan sahiliyle Fas'ın diğer şehirlerine nazaran farklı bir görüntü sergilemektedir.

Hassan II Camii: 210 metre olan minaresiyle dünyanın en uzun minareli camisi olma özelliğine sahiptir. Bu camii denizin kenarına kurulmuş olmasıyla dikkat çekmektedir. Camiinin içine girmek yasak ancak, geniş bir alanda olan bu camii bir yanda mavi okyanus, bir yanda camiinin etkileyici görüntüsü ile Fas’ta görülmesi gereken yapıların başında yer alıyor.

ŞEHİR: FES

Bu şehir tipik bir Fas şehridir. Burada Fas’a ait olan bir çok özellikle karşılaşabilirsiniz. Uzun surlar camiiler, kale kapıları... Fes şehri surlarla ikiye ayrılmıştır. Surların içinde kalan şehre, Eski Şehir yani Medina denmektedir.

Medina: Medina’ya giriş için bir çok kapı vardır. Bu kapılardan içeri girdiğinizde kendinizi daracık sokaklarda bulabilirsiniz, bu dar sokaklarda yeni yerler keşfedebilir, burada bulunan küçük dükkanlardan alışveriş yapabilirsiniz. Ancak dar sokaklarda yürürken yanınızdan geçen at ve eşeklere yol vermek zorunda kalabilirsiniz!

Medina’da 300 hektarlık bir çarşı bulunmaktadır bu çarşının içinde atölyeler fırınlar bulunur. Bu çarşının en büyük özelliklerinden biri ise, dünyaca ünlü Fes Porselenlerinin atölyelerinin burada bulunuyor olmasıdır. Bir avuç çamurdan, güzel bir sanat eserine dönüşen porselenleri görmek isterseniz Medina tam size göre bir yer...

Kairouan Cami: Bu camii 15 bin kişi kapasiteli bir ibadethanedir. Bu camiye Müslüman olmayanların girmesi yasaktır. Burası Fes’te dikkat çekici yapılardan bir tanesidir.

ŞEHİR: ESSAOUIRA

Fas’ın Atlas Okyanusu kıyılarında olan bu kentinde, bir yanda Fas kültürünün gelenek ve göreneklerini yaşayabilir, bir yanda ise dalgalı okyanusun keyfini çıkarabilirsiniz, beyaz köpüklerin arasında sörf yapabilir iç şehirde beyaz ve maviden oluşan yapıları inceleyebilir, dış şehirde bulunan modern yapıları gezebilir, özel tasarımlı kafelerinde nane çayı içerek keyfi yapabilirsiniz.

SAHRA ÇÖLÜ

"Timbuktu 52 gün" göreceğiniz bu levhanın anlamı eski zamanlarda bedevilerin bu çölü 52 günde geçtiklerini ifade etmektedir. Evet Fas’tasınız ve buranın tam anlamıyla her şeyini anlamak için uçsuz bucaksız çöllerinde develerin sırtında kafanızda büyük şapkalar ya da daha mistik bir hava için Faslıların giydiği pelerinleri giyerek, çadırlarda konaklayabilir, gece çöl soğuğunda kumların üzerinden gökyüzünü ve yıldızları seyredebilirsiniz.

Ancak çölde dikkat etmeniz gereken bazı unsurlar var. Öncelikle bol bol su tüketmeye çalışın, ince ve pamuklu kıyafetler giyin, ve yanınıza mutlaka çok iyi bir harita alın.

Endonezya Tatil Rehberi

13 bin adadan oluşan bir ülke. Denizi kumsalları tapınakları ve daha birçok özelliği ile yılın hergünü ziyarete açık...Endonezya; 13 bin irili ufaklı adadan oluşan bir ülkedir. Farklı farklı zevklere hitap edebilecek birçok özelliği bulabileceğiniz bu ülke, kimilerine göre, plaj ve denizleri ile bulunmaz bir yer.

ENDONEZYA BİLGİLERİ

Önemli şehirleri : Jakarta, Bali, Lombok
Uçuş süresi: 13 saat ( İyi uçuşlar)
Para birimi: Endonezya Rupiahı
Yüzölçümü: 1,919,443 kilometrekare
Saat farkı: Saatlerinizi 6 saat ileri almayı unutmayın!
Resmi dil: Endonezyaca'dır. Ancak İngilizce genellikle bilinir.
Başkenti : Jakarta
Sıcaklık : Kasım'dan Mayıs'a kadar olan yaz aylarında sıcaklık 27-35 C arasında değişiyor. Kışın ise sıcaklık 18-25 derece arasındadır. Her mevsim yağmur görülür.
Nüfus: Yaklaşık 231 328 092

ÖNEMLİ TELEFONLAR

Nasıl telefon edilir: 00+90+Alan kodu+ Telefon numarası. (Cep telefonu çalışmamaktadır)
Türk konsolosluğu: Jakarta, Jalan Rasuna Said, Kav-1 Kuningan 12950 Tel : 21 525 6250
Telefon kodu : 62 (Jakarta :21)
Ambulans: 118
Polis: 110

NEREYİ GEZSEK?

Endonezya; 13 bin irili ufaklı adadan oluşan bir ülkedir. Farklı farklı zevklere hitap edebilecek birçok özelliği bulabileceğiniz bu ülke, kimilerine göre, plaj ve denizleri ile bulunmaz bir yer. Kimilerine göre, çeşitli spor aktivitelerini yapabileceğiniz bir su sporları cenneti. Kimilerine göre, ada halkının kendi imalatı olan tahta oymacılığı ürünlerden satın almanın keyfini yaşayabiliyor olmak, kimilerine göre ise, farklı bir din, farklı bir inanç dolayısıyla yaşanan farklı hayatları görmek, ibadet edilen tapınakların gezmek ve keşfetmektir Endonezya...

ADA: BALİ ADASI

Denpasar

Küçük Sunda Adalarına bağlı olan Bali Adaları, Endonezya'nın en çok turistik çeken adasıdır. "Tanrıların Adası" adı ile bilinen adada çok sayıda tapınaklar, heykeller ve birçok eser vardır. Adanın her alanına ada halkının inancı olan Hinduizmin etkisinin görmek mümkün.

Bali adasının en büyük kenti Denpasar'dır. Denpasar ve çevresinde 10 binden fazla tapınak ve bir çok yanardağ vardır. Keşfedilmeyi bekleyen yeşil bir doğa, Bali Adasını meşhur eden bembeyaz kumları ve masmavi denizi... Yanardağların eteklerinde taraçalı bir şekilde bulunan pirinç tarlalarının görünüşü ve neredeyse yılın her günü yaz mevsimi yaşayan iklimi sayesinde Bali Adası her zaman gözde...

ŞEHİR: LOMBOK

Lombok

Bali Adasının doğusunda bulunan Lombok yemek kültürü, yaşama biçimleri ve tabii ki de bütün Endonezya adalarında olduğu gibi mükemmel bir doğa, keşfedilmeye hazır yeşillikler yanardağları mercan kayalıkları bamboo evlerinde konaklamanın verdiği keyif, tırmanış yapabileceğiniz yüksek dağları tepeleri koyları, küçük at arabalarıyla gezi yapma imkanı, kumsalları denizi ile Lombok düşlerinizin ötesinde bir yer.

Lombok Adası, Bali Adalarına benzetilse de Bali Adası'ndan en büyük farkı yeni yeni keşfediliyor olmasından dolayı tabiatının, koylarının otellerle ve tatil köyleriyle bozulmadan kalmasıdır. Sessiz sakin ve bir o kadarda eğlenceli bir tatil arayanlar için...

ŞEHİR: YOKYOKARTA

Java adasında başkent Jakarta'dan sonra en büyük olan ikinci şehirdir. Java adalarının arasında en çok korunan adalarından biridir. Tapınaklarının UNESCO tarafından korunuyor olması bu ada da bulunan bütün yapıları, neredeyse korunuyor havasına sokmuştur. İki katlı evleri ile tam bir tatil kasabası havası görünümünde olan Yokyokarta'da görülebilecek bir çok tapınak, saray ve doğa güzelliklerinin dışında tabii ki de deniz, güneş, kum üçlüsünün sizi içine çekeceği bir yer.

NE YESEK?

Pirinç Tarlası

Endonezya mutfağı çok değişik tatlarla bezenmiş bir mutfaktır. Ülkenin en önemli yiyeceği pirinçtir. Endonezya topraklarında yetişen pirinçler size bir yandan tarlalarda ki taraçalı görüntüsü ile göz ziyafeti çektirirken, bir yandan da Endonezya halkının "Tanrının bir armağanı olarak" nitelendirdikleri ana yemekleridir. Endonezya halkı, birçok baharatı karıştırarak elde etmiş oldukları değişik karışımlarla Endonezya mutfağını diğer ülke mutfaklarından ayırmaktadır. Endonezya'da her bölgede farklı baharatlar ve meyveler yetiştiği için, her bölgenin kendine has yemekleri vardır. Mesela Bali adalarında bulunan 13 bitkinin karışımı olan "Balinese Spice Mixi" (yabani zencefil) yemeklerine karıştırarak farklı lezzetler elde ediyorlar. Tabii ki de Endonezya'da karışımlarla elde edilmiş soslarla yapılan yemeklerin dışında tropikal meyvelerin değişik çeşitlerini bulabileceğiniz bir ülkedir.

Endonezya'da her adasında bulacağınız farklı tatlarda ki yemeklerin tadına bakmadan dönmeyin. Adaların turistik olarak gelişmiş olmasının sonucunda oteller, tatil köyleri ve bunların beraberinde açılan dünyaca ünlü restoranlarda Endonezya yemeklerinin tadına bakabilirsiniz. Ama oldu da! egzotik yemekler hoşunuza gitmezse, Endonezya'da kolaylıkla tadına alışık olduğunuz yemeklerin bulunduğu restoranları da bulabilirsiniz.

NE ALSAK?

Alışveriş adına Endonezya da en çok rastlayacağınız şey; ada halkının yapmış olduğu ürünler olacaktır. Bu ürünler çeşitli yöreler göre değişiyor. Mesela; Bali adaları, tahta oymacılığı ile dünyaca meşhur olmuştur. Ubud, bölgesinde ise, sanat eserleri ve tablo satın alabilirsiniz.

Eğer aradığınız markalı ürünler, lüks butikler ise merak etmeyin burada onlardan da fazlasıyla mevcut. Bali adalarında bulunan Kuta bölgesinde, aradığınız her markaya ait olan bir çok mağazayı bulabilirsiniz.

Endonezya'dan alacağınız en güzel şeylerden biri ise; ahşap ev dekorasyonu için ürünler ve özellikle bambu bahçe mobilyaları olacaktır. Bir çok ünlü mobilya markalarının malzemeleri, Endonezya'dan temin edilir. Mesela; çok nadir olarak bulunan "tik" ağacından yapılan mobilyalar çok dayanıklı ve nadir bulunan bir malzeme olmasından dolayı çok pahalıya satılmaktadır. Endonezya topraklarında yetişen bu ağacın malzemesine birde yöre halkının ellerinin mahareti deyince ortaya çıkan eserler kesinlikle size Endonezya gezinizi en güzel şekilde hatırlatacak ürünlerden olacaktır.

EĞLENCE ZAMANI

Endonezya turizm alanında çok fazla geliştiği için, eğlence sektöründe de buna bağlı olarak oldukça gelişmişlerdir. Gelenekleri itibari ile yöresel dansları ile hem kendi eğlenip, hem de etrafındaki eğlendirebilecek gibi bir yaşam tarzları olduğundan, Endonezya'nın her şehrinde eğlenme fırsatınız çok fazla...

Lombok ve özellikle Bali Adalarında kurulan lüks oteller, beraberinde bir çok bar disko gece kulübü ve restoranında burada açılmasını sağlamıştır ve bu da, Endonezya'yı 24 saat süren bir eğlence kültürü ile yaşayan bir ülke haline almasına neden olmuştur.

Hinduizm inançları sayesinde yılın neredeyse her gününü özel bir gün olarak ilan etmeleri, beraberinde renkli kıyafetler, eğlenceli dakikalar ve özel dansların yarattığı eğlenceyi getirmiştir. Endonezya'da bulunan birçok gece kulübünde bu dansların ritmik hareketlerini izleyebilir, hatta yöre halkından bu dansın inceliklerini öğrenip çok eğlenceli dakikalar yaşayabilirsiniz.

Gez: Bembeyaz kumlu plajlarını gez.
Gör: Yanardağların eteklerinde bulunan pirinç tarlalarını gör.
Eğlen: Yöresel dansları eşliğinde eğlen.
Satın al: Tahta oymacılığı ile yapılan objelerden satın al.
Dikkat et: Aniden bastıran yağmurlara dikkat et.
Tadına bak: Değişik soslu ve baharatlı özel yemeklerinin tadına bak.
Hayran kal: Tapınaklarına hayran kal.