Alaçatı Tatil Rehberi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alaçatı Tatil Rehberi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Aralık 2010 Cumartesi

SEYAHAT ACENTELERİNE D4 YETKİ BELGESİ KOLAYLIĞI..


1.1.201 itibariyle D4 Yetki belgesinin dağıtımı Ulaştırma Bölge Müdürlükleri tarafından yapılacak. TTDER Danışmanı Nusret Ertürk turizmhaberleri.com için yazdı.....

18 Aralık 2010 Cumartesi - TTDER Turizm Taşımacıları Derneği, Danışman ve Sekreteri Nusret ERTÜRK; 2011 yılında yürürlüğe girecek D4 Yetki belgesi müjdesini veriyor ve karayolu yolcu taşımacılığında yaşanan sorunları 1618 yasa maddeleri çerçevesinde seyahat acenteleri açısından da ele alarak masaya yatırıyor

SEYAHAT ACENTELERİNE KARAYOLU YOLCU TAŞIMACILIĞI'NDA BİR TAKIM KOLAYLIKLAR GELİYOR.


Karayolu Taşıma Kanunu ve Yönetmeliği'nin yayınlandığı ilk günden itibaren TÜRSAB Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği ve Turizm Seyahat Acenteleri, özellikle yolcu taşıma faaliyetinde bulunan öz mal yolcu taşıma aracına sahip olan seyahat acenteleri kanun ve yönetmeliğe karşı çıktılar.

Taşıma Kanunu ve ilgili Karayolu Taşıma yönetmeliği hükümlerine ve yolcu taşıma yetki belgesi alma zorunluluğuna bu güne kadar sürekli ve bilinçli olarak itiraz ettiler direnç gösterdiler.

Seyahat acentesi faaliyetlerinin, yolcu taşımacılığı faaliyetini de kapsadığı, yolcu taşımacılığının seyahat olgusunun ayrılmaz bir parçası olduğu, 1618 Sayılı Seyahat Acenteleri kanununun bu hakkı kendilerine
verdiği iddiasıyla karşı çıkıp Taşıma kanunu ve yönetmeliğini eleştirdiler kapsamında olmadıklarını veya olmamaları gerektiğini bu güne kadar sürekli dile getirdiler…

Yedi yıl süresince bir çok toplantıda yetki belgesi alınması zorunluluğundan tüm grup ve arızi yolcu taşımacılığı faaliyetlerinde işlerinin bir parçası olduğunu ileri sürdüler kanuni hakları olduğunu öne sürdüler direnç gösterdiler.
Denetimlerde B2 ve D2 Yetki belgesi sorulması uygulamasından hava limanlarında yaşanan mağduriyetleri anlatarak kamu oyu yaratmak kendilerince haksız olduğuna inandıkları bu uygulamanın durdurulması ve kaldırılması konusunda talepte bulundular her fırsatta sıkıntı ve şikayetlerini sürekli dile getirdiler.

Konu ile ilgili yazılanların sürekli dile getirilen mağduriyetlerin ve kamuoyuna aktardıkları taleplere baktığımızda ortak isteklerin özünde aşağıda belirttiğim hususları içerdiğini müşahede ettim.
Seyahat Acentesi, Ulaştırma bakanlığı tarafından çıkarılan 4924 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ve yönetmeliği ve hükümlerine tabi olmadan kendi yolcusunu taşıyabilsin.
Her hangi bir taşıma yetki belgesi istenmesin.

6 Aralık 2010 Pazartesi

Simena Tatil Köyü Kemer

Simena Tatil Köyü Antalya’nın muhteşem doğal güzelliğinin merkezi sayılan Kemer Çamyuva’dadır.
Tatil Köyü 5 yıldızlı olup 835 oda sayısına sahiptir. Antalya merkeze 55 km. mesafede olup havaalanına  65 km., Kemer terminale 5 km. mesafededir.
Simena Tatil Köyü’nün denize mesafesi 500m. olup özel kumsal plajı bulunmaktadır.
Oda fiyatları döneme göre değişmekte olup kredi kartlarına taksit imkanı vardır.
Odalarda banyo, kiralık kasa, minibar, split klima, uydu sistemi, wireless internet bulunmaktadır. Ayrıca engelliler için engelli odası mevcuttur.
Simena Tatil Köyü Kemer
Simena Tatil Köyü Kemer
Simena Tatil Köyü Antalya
Simena Tatil Köyü Antalya

12 Temmuz 2009 Pazar

Alaçatı Tatil ve gezi Rehberi

Sükuneti seviyor, tarihe de ilgi duyuyorsanız ve denizle güneş de vazgeçilmezleriniz arasındaysa, Alaçatı tam size göre. Bir ayrıcalığı da var ki Alaçatı’nın, dünyada onu hemen hemen bir numara yapıyor. Windsruf (rüzgar sörfü) açısından tek kelimeyle muhteşem bir yer.


ALAÇATI’NIN TARİHİ
1850’li yıllarda küçük bir köymüş Alaçatı. O zaman da Çeşme’ye bağlıymış. Alaca At ismiyle anılıyormuş. Kenarında kurulu olduğu sulak arazi zamanla bir bataklık halini alınca, sıtma ve dolayısıyla ölümler başlamış. Köylüler, devrin sadrazamına başvurmuşlar. Sadrazam da bir deniz yolculuğu sonrasında uğradığı köyü ve bataklığı görünce kurutulması yolunda karar almış. Ve çalışmaları için yaklaşık dokuz deniz mili mesafesindeki Sakız Adasından Rum işçiler getirtmiş. Rum’lar ve Alaçatı’lı toprak sahipleri arasında zamanla yap-işlet-devret formatında bir çalışma başlamış ve gün gelmiş Alaçatı bir Rum köyü halini almış. Alaca At ismini Rumlar kendi telafuzlarında Alatzata olarak söylemeye başlamışlar. Sonraları, söylene söylene Alaçatı şeklini almış. Balkan Harbi sırasında, göç eden müslümanlar da gelip Alaçatı’ya yerleşmişler. Fakat, zaman zaman buraları terk edip Anadolu’nun içlerine gitmek zorunda kalmışlar. Lozan Antlaşması sonrasında gerçekleşen mübadele sırasında da Anadolu’ya giden bir çok aile Alaçatı’ya geri dönmüşler. Mübadelede gelenlerle Anadolu’dan dönen Balkan muhacirleri kaynaşmışlar en sonunda. Fakat, çok çalışkan olmalarına rağmen Rumların var ettiği refahı yakalayamamışlar, aksine yoksullaşıp Alaçatı’nın küçülmesine sebep olmuşlar. Geldikleri yerlerde tütün ekiliyormuş. Alaçatı’nın ikliminin ve toprağının tütüne uygun olmayışını göz ardı edip tütüne yönelinince yoksulluk kaçınılmaz olmuş. Fakat küçülen ve içine kapanan Alaçatı, yanlış ve aceleci turizm politikalarıyla heder olan bir çok turizm bölgesinin talihsizliğini yaşamamış. Kendisini korumasını sağlamış. Ve zamanı geldiğinde bilinçli bir turizm politikasıyla, örnek bir turistik yöre olma şansının yakalamış.

Şimdi Turizmin bir numaralı gözdesi olan Alaçatı, bu ayrıcalığının tadını çıkartıyor.

ALAÇATI’YI KEŞFEDİN
Ege'de ki bir çok kasaba gibi, rum mimarisinden yansımalar yapıyor Alaçatı. Buradaki farklılık, kullanılan taştan. Balabanbaka köyündeki taş ocaklarından aldıkları açık renkli yumuşak taşları kullanmışlar yapılarında. Mesela, Ayvalık’ta olduğu gibi büyük görkemli yapılar yok burada. Hemen hepsi iki katlı yapılmış. Bahçeleri var. Gördüğüm kadarıyla evlerin içine sarnıç veya kuyu yapmamışlar. Kuyular bahçelerde. Alt katlar mutlaka taş olarak yapılmış. Ben çok fazla göremedim üst katı ahşap olan bina ama kayıtlarda üst katların taş veya ahşap olarak yapıldığı yazılıyor.

Şimdiki ahalisi mübadillerin ve Balkan göçmenlerinin çocukları ve torunlarından oluşuyor. Bir de büyük şehrin karmaşasından kaçıp gelenler, hırçın ve yorgun ruhlarını bu dingin kasabanın taş evlerinde, dar sokaklarında, turkuaz sularında dinlendirince yerleşmişler, birer Alaçatı’lı olmuşlar. Küçük bir belde Alaçatı. Yaklaşık olarak 1000 ile 1300 arasında taş eve sahip.

Kapıları ve pencereleri mavi boyanmış beyaz taş evleri, daracık sokakları var. Ter temiz. Hemen her yere biber ağaçları ekilmiş.Ama, Alaçatı Sakız Ağacının merkezi. Yine yakıştırdığım bir başka şey de merkezin tepe noktası sayılacak bir yerinde konumlandırılmış dört adet taş değirmen. Onlar da öylesine güzel bir hava vermiş ki bu şirin beldeye, Alaçatı'ya özgün bir ayrıcalık oluşturmuş değirmenler. Karşı tarafta ise surf merkezinin kıyısından başlayan ve İzmir’e de elektrik üreten rüzgar gülleri. Rüzgar gülleri ile bu dört adet taş değirmen karşılıklı bakışıp duruyorlar Alaçatı’da.

Alaçatı, kaliteli bir turizm bölgesi olmayı başarmış. Gürültülü mekanları yok. Sessiz ve nezih bir dinlenme noktası. Gece saat iki sıralarında da dolaştım küçük ana caddesini. Güzel bir canlılık ama sükunet vardı.




ALAÇATI VE WİNDSURF

Dünyanın en iyi windsurf merkezleri arasında hemen hemen ilk üç arasında. İki tepe arasında kalan korunaklı bir suda yapılıyor surf. Alaçatı merkezine yaklaşık olarak 2,5 / 3 km’lik bir mesafede. Suyun üstünde rüzgara kapılıp özgürlüğe kucak açmaya hevesli bu doğa tutkunlarını sürükleyen rüzgar, Karpatlar’dan eserek Ayvalık üzerinden oluşan bir koridordan akıyor Alaçatı’ya. Bu küçük koyun sularında, aktif olmayan bir fay hattı var. Tam ortadan ayırıyor suyu. Bir yanı düşüldüğünde boğulmayacak ve paniklenmeyecek kadar sığ. İnce bir kumla kaplı, diğer tarafı profesyonelleri zevkle sürükleyecek derinlikte. Sörfü sürükleyecek olan rüzgarı var ama dalgası yok Alaçatı denizinin. Bu yüzden tercih ediliyor.